Twitter Modası, Yararları
Sosyal medyanın ve hatta popüler internet kültürünün son çıkış yapan sitesi (en azından sonunda Türkiye için) twitter’ı herkes çok sevdi. Ya da daha samimi olalım, herkes twitter’da olmak istiyor! İstiyor ama, durum sadece şuradayım, şuradaydım, şunu yapıyorum’dan ibaret mi? Kesinlikle değil. Bunu kanıtlamak adına bir iki söyleyecek lafım var, buyrun.
Öncelikle hala kullanmayanlar-bilmeyenler için twitter’dan bahsetmek gerek. Bunun için Burak Bayburtlu’nun “Herkes İçin Twitter Rehberi” yazısını okuyabilirsiniz, teknik ve kullanım olarak açıklanabilecek her şeyi gayet net açıklamış Burak.
…
Şu sıralar çokça rastlıyorum etrafta “aman bir halt yokmuş bunda” diye sitemleri. Üye olup uzaklaşan kitle sitemlerini yani. Twitter bağımlısı olduğumdan değil ama, rahatsız ediyor. Anlıyorum, sonuçta facebook gibi saatlerce vakit geçirecek bir mecra değil ama iletişim ve bilgi yönünden inanılmaz güzel.
İletişim ve bilgi dedim, açayım biraz konuyu.
Düşüsenize, çalıştığım sektördeki örnek aldığım ya da başarılı bulduğum kişileri takip edebiliyorum. Bu takip tabiki ne içtikleri ne yedikleri değil, iş babında. Bir sorunla karşılaşabiliyor o kişi ve direk çözümünü paylaşıyor. Ya da yeni bir haberin, yeni bir hizmetin duyurusunu yapıyor. Kendini yorumunu, kendi gözlemini aktarıyor. O kişinin tuttuğu blogu güncellemesini beklemeden, anlık olarak ulaştığın bir bilgi bu. Bilgiye ulaşım sürecini hızlandırıyor kısaca. 140 karekter’de kısa ve öz istenileni alabiliyorsun.
Şahsen bu yukardaki gibi hedef kişileri takip etmekten zevk alıyorum. Örneğin ben Serdar Kuzuloğlu’nu sevsem de onun fasıl fotoğrafları ilgimi çekmiyor, böyle bir handikapı da var. Ya da Ayşe Bali’den aile notları değil de iş yaşamıyla ilgili gelişmeler bekliyor insan. Tabi bunlar benim beklentilerim. Böyle olması gerekmiyor, filtreleyerek takip ediyorum en azından bu kişileri.
İki hafta önce Berlusconi’ye gerçekleşen saldırıyı ben direk Mirgün Cabas’tan duydum mesela. O sırada aklımda bu yazı olduğundan, hemen ntvmsnbc ve sözlüğe de baktım ama buna dair bir bilgi yoktu. Kaynak BBC, ama Mirgün bu eğlenceli haberi anında ulaştırdı, nitekim ben de takipçisi olarak hızlıca öğrendim. Burnum uzadı mı? Tabiki hayır, bu bir hız bakımından iyi bir örnek.
Reklamcılık sektörüne de ilgi duyuyorum. Reklamcı değilim, pazalama gurusu da değilim. Ama İstanbul’da gerçekten başarı olmuş art direktörleri ve pazarlama gurularını takip edebiliyorum. Kafama takılan soruları onlara direk sorabiliyorum, bazen yanıt alıyorum bazen de arada kaynıyor. Normalde bu mümkün mü? En iyi ihtimal mail atacaksın adresi bulup, o da geri dönerse. %1? En iyi ihtimal! Zor bir iletişim yolu iki taraf içinde. Twitter, bu süreci inanılmaz kolaylaştırıyor işte.
Hatta öyle ki geçen haftalarda entourage dizisini izledim ve koca 6 sezonu şıp diye bitirdim. Çokta beğendim, eğlenerek izledim. Hemen Ari Gold karekteri yani Jeremy Piven’ı twitter’da takibe aldım. Yeni bir film çıkarmış, onun haberini öğrendim. Bir harikasın tweeti attım, rahatladım. Bunda bile iyi ki varsın twitter diye düşündüm işte.
Özetle, twitter ne amaçla kullanıcağına karar verirsen oldukça yararlı bir sosyal ağ. Bunu yapamıyorsan, haklısın pekte ilgi çekecek bir şey yok. Ama onun dışında, ben bu kafayla marangoz olsam yine mobilya/dekorasyon bloglarındaki yazarları takibe alır iletişim kurardım diye düşünmüyor değilim.
Bu arada sen zaten üyeysen, beni de takip etmek isteyebilirsin.