Business networklerin kullanımı, farkı
Öncelikle şunu açıklama getirmek isterim. Ben de senin gibi nerede türkçe nerede ingilizce kelime kullanacağımı bilemeyenlerdenim. Bu konuda beni yargılamanı da istemem, şimdi tutupta iş ağlarının önemi yazınca bana pek manidar gelmiyor. “Dilinizden utanmayın” geyiklerini daha sonra yapacağız. Şimdi sırası değil…
Şu internete yıllarını vermiş, yıllarını vermiş epey arkadaşı olan iyi bir bağımlısı olduğumu düşünüyorum. Şans eseri de mesleğim de bununla ilgili ve ben vakit geçirmekten gerçekten keyif alıyorum. Hep söylerim -düz adam olduğum anlarda tabii ki-, bir mimarlık gibi zor değil bizim meslek. Onların başarıya ulaşması için “elle tutulur” bir bina dikmeleri gerek. Fakat internetle ilgili yazılım ya da görsel bir hizmet sunuyorsan bu direk çürür. Yapacağın tek bir proje ya da açacağın tek bir internet sitesi, belki de kodlayacağın anlamsız bir program/yazılım seni ihya edebilir. Ama yaptığın şeyi duyurmak, ya da kendini tanıtman da gerek. Tutma potansiyeli olan bir projen gerekli kitlelere ulaşamadığı için hiç olabilir. Ya da tasarımda çok iyisindir, çalışacak güzel bir yer bulamıyorsundur.
Kısaca iyi iş yaparsan iyiler seni bulur, bence kısmen geçersiz. Sen iyi tasarım yapıyorsan, kendi tasarımını ve lansmanını da iyi yapman gerekir. Gerekirse pazarlamada öğrenerek!
Önemden ve pazarlamadan bahsediyorum görüyorsun. İşin anahtar kelimeleri bence bu, kendini ne kadar iyi pazarlayabiliyorsun? Pazarlayamıyorsan hak ettiğini bulamazsın.
Peki sen kendini pazarlamak için ne yapıyorsun? Google’da isim ve soyismini arattığında kaç tane sonuç çıkıyor? Bu sonuçlar gereksiz sitelere attığın yorumlar mı yoksa sana birilerinin gönderdiği teşekkür mesajları mı? İşte bunların hepsi bence “iletişimin giderek hızlandığı” çağda çok önemli.
…
Geçen sene kader ağlarını örmüştü ve ben çok farklı işlerde uğraşan biriydim. Aslında bazen becerip bazen sıçıp sıvadığım insan ilişkilerinde kendimi geliştirmeme de yaramıştı. Her kademede birileriyle tanışabiliyor, ayak üstü laflayabiliyordum. Üniversiteden yeni mezun olmuş, zehir gibi insanlarda vardı aralarında. Ama sanki hepsi mezuniyet kepini atarken sözleşmiş gibi işsizlik ve iş tecrübesizliğinden bahsediyordu. Onlara göre yeni mezunlara iş yoktu, ya da iş bulamıyorlardı. Beden öğretmenliğini hedeflemiş olanlarını bu kitleden ayırırsam hepsi de internetin şu önemini bir türlü anlayamıyorlardı. Hayır, okul öncesi eğitmeni olmuş yeni mezunları kastetmiyorum, bilakis işleri iletişim, internet, medya gibi kelimelerle süslü arkadaşlardan bahsediyorum. Onlara göre internette iş kariyer.net’ti ne yazık ki. Herkes oraya buraya CV gönderirken onlar kendilerini kandırarak “ben bir adım öndeyim ama, kariyer.net’ten başvuruyorum” gibi absürd bahanelerle karşıma çıkıyorlardı. Çok tanıdım böyle insanları…
Gerçekten bir şeyleri fark etmeyi başarabilenlere şunu anlattım kısaca. Facebook’a üyesin di mi? Evet. Kendi mesleğine ait gruplara üye oldun mu? Evet. Peki kendi mesleğine ait başka sosyal gruplara üye oldun mu? Hayır. Kendi mesleğini ilgilendiren web sitelerine yazı/içerik temin edebildin mi? Hayır. Sektörde iyi olduğunu anlatan, bu mesajı veren herhangi bir mecrada yer alıyor musun? Hayır.
…
Diğer mesleklerin hepsi bir yana, çok iyi tasarımcı/yazılımcı olduğunu ya da olacağını iddia edenlere çok kızıyorum. Bilgisayar mühendisliği adı etkilemiyor artık insanları, bunu nasıl görmek istemezsin ki? diye çok paraladım kendimi.
Sitem kısmını bitirdim, şimdi sanırım çözüm ve umut pompalama(!) kısmına geçmem gerek.
“Business Network” dedileri şey, seni bir çok iyi firmanın yetkilisine ya da çalışanına götürebilecek, onlarla iletişim kurabileceğin, sorularına yanıt alabileceğin bir ağ. İşinde ne kadar iyi olabileceğini bu ağlarda gösterebilirsen işte o zaman iki adım önde olmuş olursun. O zaman iş aramazsın, iş sana gelir.
Xing, facebook, twitter, deviantart, behance network… bunların hepsi birer ağ. Bazıları sosyal ağ diye öne çıksa da sen iş ağı olarakta kullanabilirsin. Seçtiğin kullanıcı adından, profilindeki ayrıntılara kadar her şeye özen göstermelisin. Sonra da hiç vakit kaybetmeden idealindeki insanlara yakınlaşmalısın (böyle yazınca da av/avcı durumu gibi oluyor farkındayım ama, anlaşıldığı kadarıyla). Kafandaki bütün o pesimist soruları sorabilirsin bu kişilere, yapmak istediklerini yazıp yön göstermesini bile isteyebilirsin. Karşındakiler robot değil, haliyle sana cevap verecektir. Aklında çok iyi bir fikir mi var? Sunabilirsin. Kimse senin fikirlerini çalıp başarıya koşmak istemez, en azından seçeceğin kişiler böyle olmalı.
Hala bir blog sahibi değil misin? Hemen bir blog açmalısın. Orada kafandan geçenleri, “şöyle yapılsa” temennilerini sunmalısın. Yazdığın yazıları o iş ağından sunmanlısın, paylaşmalısın. Bir gün bir bakmışsın bazı beyin avcıları gelmiş bulmuş seni! Bunlar çok hayalperest şeyler değil, biliyorum çünkü daha önce çok gördüm. Etraftaki bütün başarılı öykülerin başı artık hep böyle, şayet garajda şirket kurmadıysa. Yaşadığın ilde arzuladığın bir firma yok mu? XING’den İstanbul, İzmir, Ankara firmalarıyla irtibat kurabilirsin. Seni istekli ve boş görmedikleri an davet edeceklerdir. Firmaların aradığı şey artık pastanın üstündeki frambuaz taneleri değil, direk pastayı istiyorlar. Diploma senin frambuaz tanen, bunu unutma.
Eminim çok şeyden bahsettim yukarda, tam olarak business networklere yer verebildim mi onu bile bilmiyorum. Yılların dolgunluğu var üstümde, zamanla daha çok yazı yazdıkça düzelecektir. Kişisel gelişim kitapları saçmalığı gibi oldu di mi? Bununla ilgili de bir derdim var, çok yakında paylaşağım. Şimdilik en azından farklılığın sadece CVlerde yatmadığını anlattım. Buna ilk adım diyelim.
Takipte kalın…