Nice dream
Güzel bir yaşam nedir? Bunun hayalini kurmak bile güzel geliyor ve yetiyor çoğu zaman.
Hayatımda yapamadıklarıma baktığım zaman hala hiç bir şey yapamadığımı düşündüğüm çok oluyor. Güzel bir tatil düşüneyim mesela… Hala akdenizden öteye tatil yapmaya gidemedim. Tatil dediğim de, öyle spa’sı tam pansiyonu bile değil oysa. Yine de yapamadım. Bir Tokyo’yu fotoğraflardan ve google maps üzerinden ziyaret ettikten sonra, gidip “oss!” selamı veremedikten sonra tatil mi yapmış olurum hiç.
Bu Japonya belki 4 senedir takındı oldu ben de, interrail gibi her yaz sonu gidiyorum ama gitmek bir yana planınından öteye gidemedi hiç, hep lafta kaldı. Bu da bana kendime “hep laftasın” diye kızmama sebep oldu. Gönül ister ki bahanem maddi olanaksızlıklar olsun. Ama o da olamadı, hep birileri “şu sigarayı bıraksan şimdiye 2 kere gidip gelmiştin” tarzında yaklaştı, tiksindim. “Onlar ingilizce bilmiyor ki” dediler, sanki çok umrumdaymış gibi. Gerçekten umrumda mı? Ben hep şöyle bir hayal kuruyordum oysa; indim, yerleştim ve attım kendimi sokaklara. Elimde harita (bu işin edebiyat kısmı, navigasyon diye bir şey var) adım adım gezmek bana yetecekti. Okuduklarımdan ziyade aylak aylak gezmek. Amaçsızca, şuursuzca. Herkesin yüzüne bakıp sırıtmak, alkol almadan (durabilirsem) sarhoş olmak buydu belki. Hem de uçakta öğrendiğin toplasan elli kelimeyi geçmeyecek japoncanla.
Sadece tatilde değildi belki, adam gibi İstanbul’u bile gezemedim nüfus cüzdanında doğum yeri olarak yazmasına rağmen. En son 5 sene önce kız kulesinde bir akşam bira içmişimdir, hala onu anlatırır dururum eşe dosta marifetmiş gibi. Sonra da “paran varsa İstanbul güzel abi” derim, hiç değiştirmeden bu sıralamayı. Sonra da “İzmir’de yaşamak güzel, dertsiz tasasız” diyip biter zaten bu sohbet, sonraki cümle hiç gelmeden.
Nasıl bir yaşam sürüyoruz ki? Yok, bu o neden yaşıyorum nedenselliğinden biraz farklı, klasik ev almak için mi araba almak için mi serzenişi. Lost’ta bir avuç adamın kurtulmasını dilerken kendimiz hiç kurtulamayacak mıyız bu adadan? diye düşünmek belki de. Bütün yaşamlarımız ve hayallerimiz 40’ından sonrasına dayalı değil mi? Onun dışında yaptığımız senede 3-5 kaçamak.
Tiyatroya en son ne zaman gittim diye soruyorum kendime. Bir şey anlayacağımdan, kültüre doyacağımdan değil bu soru. Püromu yakıp “göndermeleri şöyleydi” diye tartışmakta değil amacım sonunda. Sadece eğlenmek için, vakit geçirmek için. Ya da işin aslı, sadece gitmek istediğim için. Ama yok, öyle bir alıştım ki imkanım olsa aXXo ripi çıkınca indirip izlerim değil mi?
Daha 23’ümde sıkmadı mı siyaset konuşmak ya da bu memleketi yaşımın 10 katı kadar kurtarmak. Bunun sıkıntısını dile getirince apolitize olmakla suçlanmak, gemiyi terk eden etiketini kalbimin üstünde yaka kartı gibi afilli bir şekilde taşımak. O da yetti yetmesine de, artık bunları görmek dahi sıkıntıya sokuyor beni. Bundan kaçış olmadığının farkında olacak kadar da gözlerim açık, artık ekşi sözlükte emrah diyalogları da dönmüyor çünkü. Bütün sol taraf siyaset dolu, dayanamıyor katılıyorsun bir süre sonra. Herkesin bir fikri var, düşüncesi var. Kaçış yok bundan…
Müzik diyorsun siyasetten kaçmak derken. Tatil yapamıyorum, Japonya’ya gidemiyorum, siyasetten kaçamıyorum bari diyorsun müzik dinleyeyim. Onda da benim gibi takıntılı bir pisliksen aynı şeyleri dinliyorsun çoğu zaman. Onlardan da bazıları siyasi mesaj kaygısında, sanatçılar ya. Duyarlılar da aynı zamanda. Tek kaçamağım buyken, bunda da bırakmıyorlar yakanı. Duman diyorlar mesela, Rezil parçasında hakaret ediyor. Etrafında bunu söyleyen insan olmasa da mailinin gelmesi bile yine öf dedirtiyor. Sadece öf’de değil de, biraz da küfür ettiriyor olabilir. Siyaset, kurtulamadınız şundan.

Benim için tatilde dinlenmek ayaklarımı uzatıp varsa sevdiğim kitabı ya da dergiyi okumaktır diye düşünüyorum. Hatta olursa bi tane de laptop, ama msn messenger için değil sadece kitapta görüpte anlamını bilmediğin kelimelerin anlamını öğrenmen için. Bunu yaparken kırmızı şarap falan içmek değil, uludağ gazoz olsa o da keyif verir. Dışarıda gezilecek her yeri gezdiysem, bir cafede oturup kahve içmekten ziyade yine ayaklarımı uzatıp şirinler’i reklamsız izlemek benim için daha kıymetli. Şirinler yoksa tom ve jerry’de olur, sevimli kahramanlarda. Çünkü o sırada kafanda bir şey kurmazsın, düşünmezsin, çok düşündüğün için değil bunu yapman tamamen hipnotize olmak belki. Bitince tekrar dönersin dengesiz haline, işte o zaman hadi gidelim bir cafeye diyebilirsin pek tabii ki.
Saçmalamaktır aynı bu şekilde, düşünmezsin o an ne yazdığını ya hani. İşte bunun gibi, spontane çıkar her kelime klavyenden ekranına. Bu bana keyif verir, sevdiğim beyin tatili budur.
Sanırım benim çok uzun süredir bir tatile ihtiyacım var, ama bu yaz sonu gidiyorum Tokyoya! (+1)
Burada kesmeliyim diye düşündüm, yoksa ipin ucu kaçıyor yine. Güzel yaşam, hayaller, araba derken döndük yine Tokyo’ya. Şu sıralar kafamı toparlama sorunum var, zaten her şey ortada. Bu yazıda bana eşlik eden biricik Radiohead’e, başlıkta yardımcı oldukları için tekrar teşekkür ediyorum.
Güzel bir yaşam kısmına takılarak fikirlerimi söylemeye karar verdim. Nelere sahip olunca ne tarz bi hayat sürünce güzel bir yaşam tabirini kullanabilirim diye düşünüyorum.Cevap biraz ağır oluyo sanki senin de dediğin gibi geçmişe dönüp bakınca yapamadıklarımı bazen özgürlük diye varsayıp bile bile yapmadıklarımı görünce ve ve ve günümüze gelince bugün bile hiç bişey yapmamaya devam edince güzel bir yaşam benim için biraz hayal oluyo sanki.Sonra düşünüyorum yapamadıklarımı yapsaydım bugün yine pişmanlıklarım olcaktı sadece konular farklı olacaktı bugün için.Ozamn dört dörtlük bir hayata ihtiyacım yok diyorum ve hayata ve olanaklarına inat acı,pişmanlık,üzüntü,kayıplar,ölümler beni besliyo ve bugüne tekrar getiriyo.En azından ben düşüncelerimde hayallerimde özgürüm güzel bir yaşam benim içimde kafamın derinliklerinde maddeciliği birazcıcık bile olsa aşmış biri olarak sanırım bu şekilde arada farketmek kaydıyla mutluyum=)
Tokyo kısmına gelince ülkem sınırlarını aşamamış biri olarak bu yaz benimde planlarım var geçmişte avusturalyada yaşama şansı olan biriyken o kadar cesur olamayaraktan işte tatil şeklinde gider görür havamı alırım diye düşünüyorum.
Yazıların kendi halinde bence hoş ama sayfaya bayıldım.Umarım güzel bir yaşam kavramların seninle olur. ii günler..